Yazılar

Fındık Üreticisine ADALET…

Bu içerik admin tarafından oluşturuldu.

12

Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde yetmişini tek başına gerçekleştiren ülkemizde, 702.628 hektar alanda fındık üretimi yapılmakta olup, 400.000 ailenin de direk gelir ve geçim kaynağıdır.

16 il ve 123 ilçede yasal fındık dikim izni olan ülkemizde, Ordu, Giresun, Samsun, Sakarya, Düzce, Trabzon en önemli üretici illerimiz olup, direk ve dolaylı 7-8 milyon kişi için de iştir, aştır.

Yeni mahsul ürün için TMO fındık ürün fiyatlarını, Giresun kalite fındık da 10,50 TL, Levant kalite fındık için 10,00 TL olarak açıklamıştır.

Ancak Ticaret Borsası rakamlarına baktığımızda 24.08.2017 tarihi itibariyle 8,80 TL olarak gerçekleşmekte olup, yıllar itibariyle ve aynı dönemsellikle baktığımızda ise, 24.08.2016’da 13,00 TL, 24.08.2015’de 11,50 TL,  25.08.2014’de 10,50 TL fiyatlardan gerçekleşmiştir.

Açıklanan fındık fiyatı, geçmiş yılların gerçekleşen fiyatları ile mukayese edildiğinde,  artan kur ve üretim maliyetlerine göre üreticinin beklentisini karşılamamıştır.

Bu kötü gidişe DUR DEMEK için öncelikle üreticiyi memnun edecek bir TABAN FİYAT belirlenmelidir. Bu fiyatın altına düştükçe TMO tarafından müdahale alımı gerçekleştirilmelidir. Bakanlığın TMO’nun kademeli olarak alım yapacağını duyurması da, piyasada üreticiyi tüccar fırsatçılığından kurtaracaktır.

Ancak Türkiye, 20 Ağustos 2017 tarihi / 51. hafta itibariyle 230.903 ton iç fındık ihracatı yaparken, TMO iç piyasadan sadece 6 bin ton fındık alımı yapmıştır. Yani sadece yüzde 1,3’ü kadar bir fındık alımı yapmıştır. Bu yıl da, sınırlı miktarda fındık alımı yapacakSA, üreticinin beklentisi karşılanamayacak ve üretici, TEKELCİ piyasaya MAHKUM edilecektir.

30 Temmuz itibariyle üç yıllık ihracat rakamlarını karşılaştırdığımızda 2014/15 sezonunda 208.052 ton fındık, 2.675.915.444 $ cari hasılat elde edilmişken, 2015/16 sezonunda 234.661 ton fındık ile 2.158.426.411 $ satış geliri ülkeye girmiştir. Oysa 2016/17 yılı bu sezon itibariyle 221.810 ton fındık ihraç edilerek 1.782.836.935 $ döviz girdisi sağlanmıştır. Buradan çıkan sonuç ülkenin ve üreticinin ciddi bir kayıp içerisinde olduğudur.

Ülkemiz tarım ürünleri ihracatında, yüzde onbeş ile birinci sırada yer alan fındık piyasası, göz göre göre sıkıntıya sokulmuştur. Tamamı katma değer olan ürünümüz ve üreticimiz sahipsizdir.

Yine, fındık rekoltesinin Bakanlık tarafından tek elden açıklanacağı ilan edilmiş ise de, bu süreç yönetilememiştir. Farklı kuruluşların açıklamalarına göre, rekoltenin 600.000 – 670.000 ton aralığında olacağı söylense de, yaz sıcakları ve aşırı rüzgarlar ile ürün kaybı olduğu gibi, özellikle külleme hastalığı sonucu da ciddi bir zarar ve ürün kayıpları yaşanmıştır.

Tahminimiz rekoltenin 500.000 – 520.000 ton’u geçemeyeceği yöndedir.

Hem vatandaşın, hem de ülkenin daha fazla kazanması için, ürün fiyat oluşumuna ve üreticisine devletin seyirci kalmaması gereklidir.

Fındık üreticileri, yüksek girdi maliyetleri ile baş etmeye çalışırken, tekelci piyasa koşullarında düşen fındık fiyatları ile, AKP hükümeti tarafından bir kez daha SAHİPSİZ bırakılmış ve MADUR edilmiştir.

Çiftçimiz ve yöre insanının, alım gücü düşmekte, ticareti de her geçen gün geriye gitmektedir. Oysa üreten ülke, kalkınan Türkiye olacaksak, bu köyden başlar.

Devletin asli görevi, ülke ve insanının menfaatlerini korumak olduğu unutulmamalıdır. Bunun için ürün alımında pazar rekabeti oluşturmalı, katma değerli ürün alternatif satış ve ihracat kanallarını desteklemelidir.

Artık şunun farkına varmalıyız; çiftçinin refahı artmadan, bizim refahımız ve rekabet gücümüz artamaz. Bu sağlanırsa, hem üretici hem de ülkemiz daha çok kazanacaktır.

Üretici kimsenden sadaka istemiyor. EMEĞİNİN, ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR!..

KISACASI İNSANCA YAŞAMAK İSTİYOR.

Buradan açık çağrı yapıyorum; ülkemiz ve bölgemiz insanının ciddi gelir kalemlerinden olan bu stratejik tarım ürünümüz olan fındık için, bölgenin tüm milletvekillerinin, herkesin seferber olması gerekmektedir.

( hayatitosun.mail@gmail.com )

Hayati Tosun

Ziraat Mühendisleri Odası

Samsun Şube Başkanı

Ülkemizin Tarım Politikasi Var Mı ?..

Bu içerik admin tarafından oluşturuldu.

hayati-tosun

Üreticisinden, tüketicisine herkesin şikayetçi olduğu sektör, TARIM.

Sektör yıllardır azalan tarım alanları, parçalı arazi, düşük verim, düşük ürün fiyatı, artan üretim maliyetleri ile ciddi bir kaosa doğru hızla ilerliyor.

Hele son zamanda çiftçinin hasat zamanı iken alınan bir kararla, ithalatta gümrük vergilerinin düşürülmesi ciddi kaygı yarattı.

Bizler, 2017 yılı üretim desteklerinin açıklanmasını beklerken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından resmi gazetede yayınlanan kararname ile tahıl ürünleri ithalatında uygulanan %130’luk vergiyi buğdayda %45’e, arpada %35’e, mısırda %25’e indirdi. Büyük baş hayvan ithalatında uygulanan % 135’ilk vergi dilimi %26’ya, karkas ette ise %225’den %40’a indirdi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik “Bir kefede üretici, diğerinde tüketici var” diyerek savunduğu, tarım ürünleriyle ilgili ithalat kararnamesinin, hasat döneminde çıkmasının da talihsizlik olduğunu söylemiş. Kararnameyi daha önceki açıklamaları ile savunan Bakan, tarım ürünleriyle ilgili ithalat kararnamesinin ardından, bazı bölgelerde uyanık tüccarların, ürünleri ucuza kapatmaya çalıştığı haberleri aldıklarını’’ da ifade etmiş.

Güler misin, ağlar mısın ?..

Yüzünü acemi berbere teslim edersen diyeceğim, o da olmuyor.

Enflasyonu düşüreceğiz bahanesiyle atılan ithalat adımı, üreticiye vurulan bir balta adeta.

Gıda fiyatlarını düzenlemek, tutarlı ve devamlılığı olan üretim planlarıyla olur, ithalatla değil sayın yetkililer!..

Kararname ile düşürülen gümrük vergisinin psikolojik etkisiyle, çiftçi-tüccar-sanayicilerin olduğu ürün piyasalarında, sanayici düşük gümrükle ithal edeceğim diye tüccardan mal almıyor, tüccar malın elinde kalacağını düşündüğü için çiftçiden ürün almıyor.

Bu, bitkisel ve hayvansal üretim yapan üreticimizi daha da zor duruma düşürüyor. Ha unutmayalım ki; bazı firmalar da hatırlıca para kazanacak bu arada.

Asli görevi piyasayı kamu yararına regüle etmek olan TMO, acil olarak devreye girmeli ve piyasada istikrarı sağlamalıdır. Ama bunda da iş işten geçtikten sonra hareket edeceklerdir, vesselam.

Tarım ve hayvancılıkta bu politikalarla üretimi engellerseniz yerli üreticiyi desteklemeyip her seferinde ithalat yolunu seçerseniz, üreticiyi bitirirsiniz.

Üretici mutsuz ve her geçen gün üretimden uzaklaşıyor. Sonra da Milli Tarım Projesi, Büyük Ova Koruma Alanları, Kentten-Köye göç gibi lafları söyleyerek çıkış yolu arar durursunuz!..

Bu izlenen yanlış tarım politikaları ne yazık ki; Türkiye’yi hızla tarım ülkesi olmaktan uzaklaştırırken, üretim ve üreticiyi de bitiriyor.

İşte Türk tarımının karşısındaki en büyük tehlike de bu !..

Diğer ülkelerden yapılan ithalatlarla, fiyatları dengelemeye çalışıyoruz. Sonucunda kazanamayan, yeterli desteği alamayan üretici, dünya piyasaları ile rekabet edemiyor, fakirleşiyor. Karnı doymadıkça da büyük kentlere göç ediyor.

Yıllardır bu yanlış, kısır döngü devam ediyor. Üretici madur, tüketici madur. Esas acı olanı, bir tarım ülkesi ithalata mahkum ediliyor!..

Tarım politikamız yok diyoruz ama, acaba kasıt mı var?.. demeden de insan kendisini alamıyor.

Ey ahali; herkes şunu bilmelidir ki; ürünün, emeğin, alın terinin karşılığı olmayan bir ülkede, gıda güvenliğinden de bahsetmemiz asla ve asla mümkün değildir.

hayatitosun.mail@gmail.com

Biz Çocukken Çıraklık Yapar Dirgenle Pancar Sökerdik

Bu içerik Doğan Başaran tarafından oluşturuldu.

pancar

Biz çocukluğumuzda sanayide çıraklık yapardık”

Harman vakti biçtiğimiz başağı patozla döver, römorkla buğdayı ambara çeker, samanı ayrı taşırdık”

Şeker pancarında şimdiki gibi makine yoktu, dirgenle sökerdik” Devamını Oku

,

Küçükbaş Hayvancılıkta Pazar Bazlı Üretim Modeli

Bu içerik Doğan Başaran tarafından oluşturuldu.

 

 

 

 

a mob of wethers grazing in a paddock of lucerne

 

Küçükbaş hayvancılık işletmelerinin refahı üzerine yüzlerce akademik çalışmaya, bakanlığın ilgili daireleri tarafından hazırlanan raporlara ulaşmak çok basittir. Ayrıca hepsinin birbirinden kıymetli olduğunu da paylaşmak gerek ama şahsım adına meseleye farklı bir pencereden yaklaşmak istiyorum. Tabi bu yaklaşım daha önce yapılan çalışmaların bilimsel temelinde olmak kaydıyla sadece uygulama alanlarından gözlemlerle şekillenecek. Devamını Oku

,

2017 Yılında Çiftçimizi Ne Bekliyor?

Bu içerik Doğan Başaran tarafından oluşturuldu.

destekson

Pamuk hasat edildi, şeker pancarı söküldü, buğdaylar ekildi. Bereketli bir dönemi geride bıraktığımızı söyleyebilirim. Geçen yıla göre pamuk ekende, şeker pancarı sökende mutlu. Kaderine terk edilen çeltik üreticisini, simsarların vicdanına bırakılan fındık üreticisini başka yazılarda detaylı değerlendireceğim. Akıllara takılan en önemli soru: Seneye ne olacak? Devamını Oku