Süt İneklerinde Yem Kaynaklı Olmayan İshaller ve Kış Dizanterisi

Bu içerik Nurettin Gülşen tarafından oluşturuldu.
Bu içerik 5.317 kez görüntülendi.
snow-mountain-1081796_1920

snow-mountain-1081796_1920

Son günlerin en önemli problemlerinden birisinin süt ineği işletmelerinde gözlenen sindirim ile ilgili sıkıntılar ve ishale varan sonuçları olduğunu gözlemlemekteyim. Bu konuyla ilgili bazı görüş ve önerilerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Modern hayvancılığın temelinde hijyen bulunmaktadır. Sadece hayvanın yaşadığı alanların değil, etrafında bulunan yerlerin, depoların, sağım hanenin ve hatta idari alanların temiz ve kontrol altında tutulmaması gerekmektedir. Burada en çok dikkat edilmesi gereken de özellikle yemlerin kontrol altında tutulmasıdır.

İşletmelerde en küçük bir problemde ilk önce fabrika yemi ile ilgili sorular gündeme gelmektedir. Problem durumunda yemin elbette en büyük şüpheli olması oldukça normal karşılanmalıdır. Fakat yetiştiricilerimizin dikkat etmesi gereken kendileriyle ilgili de bazı önemli noktalar bulunmaktadır. Bunların başında yemlerin bulundurulduğu ortamlar gelmektedir. Depo olarak kullanılan yerlerin de çoğunlukla temiz olmadığı, yemlerin aşırı şekilde üst üste yığıldığı görülmektedir. Gezdiğim birçok işletmede özellikle kaba yemlerin açıkta depolandığını görmekteyim. Sap veya yonca yığınlarının üzerini basit bir şekilde naylon ile örtmek bile zor geliyor. Açık alanlarda yağmura maruz kalan yemlerde hızlı bir şekilde bakteri ve küf üremektedir. Aşırı bir şekilde üst üste istiflenmiş yemlerde, özellikle rutubet oranı da yüksekse hızlı bir kızışma ve küf üremesi şekillenmektedir. Bunlar yemin içerisindeki hayvana yarayacak besinleri de bozdukları için önemli verim kayıplarına sebep olmaktadırlar. Bu bozulmuş yemler hiçbir bozukluğa yol açmış olmasa dahi sadece uygun olmayan ortamda depolamada aylık besin maddesi kaybı %5’i bulabilmektedir.

Bozulmuş yemlerin en önemli etkisi de hayvanlarda değişik derecelerde dışkıda cıvıma ve ishal oluşturmalarıdır. Sadece son haftada sürüde dışkı cıvıması veya ishal nedeniyle birkaç şikâyet aldım. Bunlardan bazılarını yerinde görme fırsatım oldu. Yetiştiricilerin temel şikâyeti yem kaynaklı bir problem olduğu yönündeydi. İşletmelerin kaba yem kaynaklarını, dışarıdan aldıkları fabrika yemlerini veya arpa, mısır ve soya küspesi gibi ayrı besleme yaptıkları yem kaynaklarını çıplak gözle inceledim. Benim yaptığım incelemeler sonucunda belki de tesadüftü ama yemlerin görünüşlerinde hiçbir problem yoktu. İnceleme yaptığım işletmeler farklı yerlerden yem alıyorlardı ve kaba yemleri de gayet iyi durumdaydı. Bu durum bana kış dizanterisi şüphesini akla getirdi.

Sebebi bir virüs olan kış dizanterisini kesin olarak belirlemek için laboratuvarda analiz yaptırmak gerekmektedir. Her ne kadar sebebi besleme olmasa da çoğunlukla yem kaynaklı bir problem olarak düşünüldüğü için bu konuyla ilgili tecrübelerimi ve bilgilerimi sizinle paylaşmak isterim. Kış dizanterisi kasım ayından itibaren genellikle kış ayları boyunca devam eden bir hastalıktır. Hastalığın temel belirtileri değişik derecelerde dışkıda cıvıma ile birlikte ishale varan görüntüdür. İşletmedeki hayvanların yarıya yakınında bu durum görülebilir. Dışkı incelendiğinde yedirilen yemlere bağlı olarak boz renkten koyu kahverengiye varan tonlarda renge sahip olduğu görülebilir. Katı dediğimiz dışkılarda macunumsu bir kıvam olabilir fakat daha çok sulu içeriklidir. Dışkıda sindirilmemiş saman ve mısır-arpa gibi yem partikülleri gözle görülebilir. Yetiştiriciler ve hekimler daha çok asidozis veya mide ekşimesi denilen durumdan şüphelenmektedirler. Özellikle beklemiş dışkıda gaz oluşumunun zayıf olduğu görülmektedir. Benim gördüğüm kadarıyla bu dışkılarda yem partikülleri olsa da asidozis durumu bulunmamaktadır. Bu hastalığın en büyük belirtilerinden birisi süt veriminde önemli sayılacak bir miktarda düşüş olmasıdır. Süt verimindeki düşüş birkaç gün sürmekte, hastalığın iyileşmesi ile birlikte verim de eski miktarına ulaşmaktadır.

Hastalığın tedavisi için önerilebilecek net bir uygulama bulunmamaktadır. Yine de siz hekiminize başvurunuz. Gebeliğin son döneminde yapılan aşı en önemli uygulama olarak gösterilmektedir.
Böyle bir durumla karşılaşırsanız kesin olarak etkili diyemeyeceğim, birkaç gün süreyle geçici olarak yapabileceğiniz bazı besleme uygulaması önerileri olabilir. Bunlardan en önemlisi hayvanlara yedirdiğiniz kaba yem miktarını artırmanız olacaktır. Kaba yem miktarının artışının yanı sıra uzunluğunu da biraz artırabilirsiniz. Bazı yetiştiriciler hayvanların kaba yem tüketmek istemediğini, sadece fabrika yemi gibi kesif yemleri tüketmek istediklerini aktarmaktadırlar. Kaba yem tüketimi sağlanmadan besleme yapılamayacağını unutmamak ve ona göre önlem almak gerekmektedir. Aksi taktirde dizanteri yanında asidozis gibi problemler de oluşabilir ve içinden çıkılamayacak sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Kış ishalleri yüksek miktarda kaba yem tüketen, asidoz problemi olmayan hayvanlarda da oluşabilmektedir. Bu nedenle rasyonda karbonat gibi maddelerin artırılmasının bir anlamı yoktur. Karbonatların sindirim sisteminde su çekici özelliklerinin olduğunu, dolayısıyla ishali daha da artırabilecekleri unutulmamalıdır.
Bunların dışında rasyonda mutlaka vitamin ve mineral kullanmalıyız, hatta tavsiye edilen miktarları biraz artırmalıyız. İshal nedeniyle emilim azaldığı için hayvanlarda vitamin ve mineral ihtiyacının artması kaçınılmazdır.
Bazı hekimler maya kullanımını önermektedirler. Mayalar sindirimi düzenler, özellikle kaba yem sindirimini artırırlar. Yine de mayanın fazla kullanımı sıkıntılara yol açabileceği unutulmamalıdır. Zira mayaların sindirim sistemi içeriğini sulandırıcı ve yumuşatıcı etkileri bulunmaktadır.

Üzerinde araştırma yapılmamakla birlikte soğuk, özellikle buzlanmış suyun dışkı cıvıması, ishal ve bu hastalığın gelişiminde etkiye sahip olduğunu düşünmekteyim. Konya’da bugünlerde ziyaret ettiğim birçok işletmede bu durumu belirledim. Soğuk ve buzlu su işkembedeki sıcaklığı sık sık düşürerek emilimi engelleyebilir. İşkembe içerisinde bulunan faydalı bakteriler 39 °C’de çalışmaktadırlar. Hayvanlar yem tükettikçe su içmeye gitmekte, yenilen yemin 2-6 katına kadar da su içmektedirler. Devamlı soğuk su içilmesi ve işkembedeki sıcaklık dengesinin kurulamayarak dalgalanması bu problemlere yol açabilir. Ayrıca soğuk su ve soğuk havanın sindirim sistemini hareketlendirici etkisi olduğu bilinmektedir. Bu durumda yapabilirlerse yetiştiricilerin su kaynaklarının ılık olarak verilmesi önemli ve faydalı bir uygulama olabilir.

Error: wp-content/uploads/2019/09 dizini oluşturulamıyor. Bir üst dizin sunucu tarafından yazılabilir mi?

Hakkında: Nurettin Gülşen

Prof. Dr. Nurettin Gülşen Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı
0 cevaplar

Cevapla

Görüşünü bildirmek ister misin?
Yorum yazmaktan çekinme.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir