Şekerin Tadı Kaçtı !

Bu içerik Hayati Tosun tarafından oluşturuldu.
Bu içerik 838 kez görüntülendi.

Şekerin Tadı Kaçtı !..

Tarım insanlık tarihinin en eski mesleklerinden biri olup, aynı zamanda sermayenin de başlangıcıdır. Bununla da bitse iyi; insan beslenmesinin ve yaşamının da ana unsurudur. Ama nasıl bir körlüktür veya hırstır anlamam, sermaye var gücü ile tarımla ve tarım topraklarıyla uğraşıyor.

Türkiye’nin kuruluşu ile beraber önemli kazanımlarımız dediğimiz, hem ekonomiye parasal hem de çalışana istihdam sağlayan önemli bir ürünümüz olan şekerpancarı tarımımız, global sermayenin amansız kıskacı altına alınmak isteniyor.

Oysa Şeker Fabrikaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayi işletmelerindendir. Sektörde ilk fabrika kurma çalışmaları, Nuri (Şeker) adında bir çiftçi tarafından Uşak’ta başlatılmıştır. 6 Kasım 1925 tarihinde ilk Şeker Fabrikasının temeli atılmıştır. Bu kurma çalışmaları devam ederken 22 Aralık 1925 tarihinde yine Alpullu Şeker Fabrikasının temeli atılarak onbir ayda fabrikanın montajı bitirilmiş ve 26 Kasım 1926 tarihinde fabrika işletmeye açılarak ilk Türk şekeri üretilmiştir. Uşak Şeker Fabrikası ise, 17 Aralık 1926 tarihinde işletmeye açılmıştır.

Bu önemli başlangıç süreci 05 Aralık 1933 tarihinde Eskişehir Şeker Fabrikası, 19 Ekim 1934 tarihinde Turhal Şeker Fabrikası ile devam etmiştir.

Ayrı şirketler halinde kurulan bu Şeker Fabrikaları; tarımsal, teknik ve idari çalışmaların koordine edilmesi, sermaye kaynaklarının birleştirilmesi, şeker politikasının tek elden yürütülmesi amacıyla 6 Temmuz 1935 tarihinde, üç milli bankamızın eşit paylarla ortak oldukları tek bir şirket çatısı altında toplanarak, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. kurulmuştur. 2007 yılına kadar bu sayı, 33’e ulaşmıştır.

Bu kısa tarihçeden sonra oynanmak istenen oyuna bir bakalım!..

Ülkemizde İktisadi Devlet Teşekküllerinin Özelleştirilmesi, 4046 sayılı yasa ile düzenleme altına alınmıştır. Bu konuda her türlü tasarruf ‘’Özelleştirme Yüksek Kurulu’’nun aldığı kararlar doğrultusunda Özelleştirme İdaresinin bağlı bulunduğu Bakanlığa aittir. Türk Şeker’in özelleştirme gündemine girmesi, 22 Haziran 2000 tarihinde IMF’ye verilen niyet mektubu ile olup, 2001 yılında yürürlüğe giren 4634 sayılı ‘’Şeker Kanunu’’ ile piyasa daha sıkı kontrol altına alınmıştır.

Peki bu sürece Niye? Nasıl? geldik, Daha Doğrusu Getirildik;

Şeker sektörü Türkiye’de tarıma dayalı sanayinin önemli ve başarılı bir örneğidir. Türkiye uyguladığı destekleme politikaları ile, önemli şeker üreticileri arasında yer almış, dünya pancar şekeri üretiminde Rusya, ABD, Fransa ve Almanya ile beraber ilk 5’e girmiştir. Sulu koşullarda ve uygun tekniklerle üretilen şekerpancarı, kırsalın en önemli gelir kaynaklarından biri haline gelmiştir.

Ayrıca şekerpancarı tarımı, sanayi ve hizmet sektörüne yarattığı istihdam ile de, etkin ve sosyal bir boyut kazandırmıştır.

Yine şekerpancarı tarımı buğdaya göre 13, mısıra göre 8, ayçiçeğine göre 5 kat daha fazla istihdam sağlar. Şeker pancarında çapalama yapan vasıfsız işgücü, şekerpancarı üretiminde önemli bir gelir elde etmektedir, bu haliyle bile işsizlik sorununa katkı sağladığı, köyden kente göçü önlediği bile söylenebilir.

Sonuç; Hem beslenmenin önemli bir ürününe, Hem de üreten gücümüze, çiftçimize vurulan acımasız bir darbe.

Ülkenin önemli bir tarım ürününde, sektöre yapılan kota baskılarının sonucu Şekerpancarı üretici sayısı 2002 yılında 492 bin iken, 2016 yılında 105 bin kişiye kadar gerilemiştir.

 

sekerintadikacti

 

Bugün gündeme tekrar getirilmeye çalışılan Özelleştirme Sürecinde;

‘’Şekerde Büyük Satış!..’’ manşet haberi kamuoyunda büyük yankı bulmuştur?..

Türkiye’nin milli ve stratejik 14 şeker fabrikasının satışına yönelik çalışmalar hızlı bir şekilde yürütülürken; Hükümetin milli ve yerli şeker fabrikalarına yönelik satış kararına tepkiler de çığ gibi büyüyor?..

Demek istiyorum AMA üzülerek; MAALESEF !..

Bir taraftan Türkiye’de şekerdeki stok fazlalığı gerekçe gösterilerek şeker pancarı üretimine kota getirilirken, diğer taraftan kendine yeterliliği halen sağlayamadığımız hatta ithalatçı olduğumuz mısırı hammadde olarak kullanan nişasta bazlı şeker (NBŞ) ithalatına geniş olanaklar sunulmaktadır.

Hammadde olarak mısır kullanan nişasta bazlı tatlandırıcılar (NBŞ) doğrudan tüketilememekte, daha çok şekerli ürünler sanayinde girdi olarak kullanılmaktadır.

Yerli ve milli şeker fabrikaları ‘’Hükümetten Satılık !..’’ haberine karşı yetkililer, çelişkili ifadelerle yapılacak özelleştirmeleri savunuyor ve bugüne kadar yapılan özelleştirmelerle Türkiye’de çok hayırlı işler yapıldığını ileri sürüyorlar ???

Sormak lazım Kimin Malını, Kime Hayrediyorsunuz!..

Yine nasıl bir çelişkidir ki; Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu, nişasta bazlı şekerlerin zararlarını ortaya koyarken, gelişmiş dünya ülkeleri NBŞ için yasak, kota koyarken biz, rapor hazırlayan şirketin dediğini yapıyoruz.

Bu şirket bu pazarın ana oyuncusu, Endüstriyel Şekerin TEKELİ.

Meselenin aslı; Hükümetlerin şekerpancarı çiftçisi ve ürününe ’’Üvey Evlat’’ muamelesi yapması ve sonucunda Ülkenin Nişasta Bazlı Şekere ve Tekele Mahkum Edilmesidir.

Yerli ve Milli Olmak Bu Mu?..

Sermaye şunu görmüş olacak; stoklar azaldı, fiyatlar yükseliyor.

Ne derler; KASA HER ZAMAN KAZANIR !..

PARA, PARAYI ÇEKER ?..

Ama Yaşamın Kumarı Olmaz, Ey MİLLET!.. UYANNNN…

Göreceğiz bakalım; Hükümet Şeker fabrikalarının Özelleştirilmesi Sürecinde; Çiftçinin, Şeker İşçisinin, Pancar Şekerinin ve Ülkenin Yanında Mı Olacak,

Yoksa Sermayenin Mi?..

 

Hayati Tosun

 

0 cevaplar

Cevapla

Görüşünü bildirmek ister misin?
Yorum yazmaktan çekinme.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir