Gıda Tarım Ve Hayvancılık Politikalarının Belirleyicileri Ve Kriterleri

Bu içerik Ahmet Nizamettin Güvener tarafından oluşturuldu.
Bu içerik 2.569 kez görüntülendi.
gida-tarim-ve-hayvancilik-politikalari

Politika: Genel anlamda devleti idare etme yol ve yöntemlerinin tespiti; ya da ekonomik anlamda belirli kaynakları bölüştürme ya da kamu yararına dönüştürme sanatı olarak ifade edilebilir. Siyaset sanatı ise hem genel anlamda hem de ekonomik anlamda öncelikle kamu yararı göz önünde tutularak ülke kaynaklarının kullanılmasında ya da bölüşümünde ön alma ya da inisiyatif kullanabilme yarışı ya da becerisidir.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Politikalarının belirleyicileri kavramı geçmişte ve günümüzde ya da ek olarak dünyada ve ülkemizde olarak farklı platformlarda düşünülebilir. Hangi sektörde olur ise olsun günümüz şartlarında dünyadaki ekonomik ve politik şartları göz önünde bulundurmadan ya da bu şartları göz ardı ederek yurt içinde politika belirleyebilmek adata imkansızdır.

Günümüzdeki gıda tarım ve hayvancılık politikalarını irdeleyebilmek için; konu ile ilgili olarak geçmişten bu güne dünyada hangi gelişmeler yaşanmış konusunu irdelemeden yine ülkemiz için sağlıklı düşünceler elde etmek imkansızdır.

Dünyada yaşanmış olan gelişmeler ise; Uruguay raund toplantılarından önce Uruguay raund toplantılarından sonra ya da Dünya Ticaret örgütünün oluşturulmasından sonrası konunun temelini teşkil eder.

Bunlara ek olarak Ülkemiz açısından konunun incelenmesi ise; Avrupa Birliği müktesebatı öncesi özellikle üyelik müzakerelerinin başlaması ile birlikte twining ya da eşleştirme programından öncesi ve sonrası ve ilave olarak da AB ne katılım öncesi tarımsal ve kırsal kalkınma bileşeninin devreye girmesi ele alınarak düşünülmesi doğru bir yol olarak algılanmalıdır.

Hangi ülke olur ise olsun; bütün bu gelişmeler göz ardı edilerek ülke gıda tarım ve hayvancılık politikalarının belirlenmesi imkansızdır. Peki neden imkansızdır? Çünkü dünyadaki şartları yakalayamazsınız ve rekabet gücünüz de kaybolur. (Kanaatime göre bu noktada “Dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden birisi idik şimdi değiliz  efsanesinin ya da kavramının ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Geçmişten günümüze dile getirilen bu siyasal söylemin efsane olduğu ya da imkansız olduğu gerçeği ayrı bir yazı konusu olarak tarafımca ileride ele alınacaktır.”

Mesela buğday ticareti ya da tahıl deyince öncelikle dünya fiyatlarını ele almanız gerekmektedir. Ayrıca ülkenizde buğdayın üretim maliyeti bu noktada önem kazanır. Bunun ile birlikte işte tam da bu noktada ülkenin makro ekonomik politikaları kendiliğinden devreye girer. Çünkü Buğday ya da tahıl üretiminizde enerji ihtiyacı ya da mazot tüketimi söz konusudur.

Bütün bu karmaşa içerisinde ülkede siyaset icra eden siyasetçilerin politik tercihleri devreye girer ve zaten genel anlamda tartışılan da budur.

Bu noktada geçmişten günümüze ülkemizde Gıda Tarım ve Hayvancılık Politikalarımızın belirlenmesinde karar vericilerin ya da inisiyatif kullanan mercilerin kimler olduğu konusunu irdelemek istiyorum.

Dünyada ki ekonomik dengeler ve ekonomik şartlar göz önünde bulundurulduğu zaman ülkemizi idare eden ekonomi bürokrasisinin ve ekonomiyi idare eden siyasilerimizin konu ile ilgili ağırlıklarının daima önde olduğunu algılarız ya da hayatımızda da yaşayarak görürüz.

Geçmişte bir dönem adı Tarım ve Orman Bakanlığı, bir dönem adı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve şimdi de adı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olan bakanlığın; geçmişten günümüze kendi konularında ülke içerisinde dahi makro ekonomik anlamda inisiyatif kullanabilmesi hiçbir zaman mümkün olamamıştır.

Böyle bir durum AB müktesebatı çerçevesinde bir şans olarak Sayın Mehdi Eker döneminde ağırlık kazanmış ancak sayın Mehdi Eker bu şansı yeterince ve gerektiği gibi kullanamamıştır.

Bu günlerde ise ülkemiz konu ile ilgili olarak farklı bir sancı yaşanmaktadır. Gıda Tarım ve Hayvancılık konularında Makro ekonomik anlamda 54. Hükümet zamanında oluşturulan ve o zaman sadece ilgili bakanlıklar müsteşarlarının katıldığı “GIDA TARIMSAL ÜRÜN FİYATLARINI İZLEME VE DEĞERLENDİRME KOMİTESİ” yani diğer adı ile “ERKEN UYARI SİSTEMİ” devreye girmiş ve bu komite 55. Hükümet zamanında ise daha aktif hale getirilmiştir. 55. Hükümet döneminde söz konusu komite Bakanlar düzeyine yükseltilmiştir. Komitenin Başkanı Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek tir. Komitenin sekreteryasını ise Merkez Bankası Başkanlığı yürütmektedir. Komitenin diğer üyeleri ise; Gümrük ve Ticaret Bakanı, Kalkınma Bakanı, Maliye Bakanı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı dır.

Söz konusu komite 30 Ekim 2106 tarihinde çok önemli bir karara imza atmıştır. Karar; “ Gıda ürünlerinde istikrarlı arz ve fiyat oluşumunu desteklemek için Erken Uyarı Sisteminin alt yapılarının oluşturulması ve teknik imkanlarının geliştirilmesi.” kararıdır. Komite aynı tarihte bir basın açıklaması yayınlamış ve “Kurulacak erken uyarı sistemi ile eş güdüm içinde çalışacak, sektör dengelerini gözeten, esnek, gerektiğinde devreye girerek gıda ürünlerinde arz ve fiyat istikrarını destekleyecek dış ticaret tedbirlerine ilişkin alternatif model önerileri değerlendirilmiş ve çalışmaların sonuçlandırılması için ilgili kurumlar yetkilendirilmiştir.”  Sözleri ile yürütülen politikalar deklere edilmiştir.

Dikkat çekmek istediğim ve altını önem ile çizmek istediğim temel konu; Gıda Tarım ve Hayvancılık ile ilgili olarak yorum yapan hemen herkes Tarım ürünlerinin ithalatını eleştirmektedir. Neden?

Haklı olarak konuya üretici açısından bakmaya çalışıyoruz. Öncelikle başta üretici olmak üzere sektörde bulunan ve Gıda Tarım ve Hayvancılık sektörlerinden geçimini sağlayan hemen herkes “Çare nedir?” diye kendi kendine sormak zorundadır.

Karar alıcılar ya da politika oluşturucular Tarım ve Hayvancılık üreticileri değildir. Kabul ediyorum ancak hemen herkesin kendi çapında yapması gerekenler vardır. Politikacı ya da bürokrat düşünsün, yapsın biz de kazanalım devri bitmiştir.

Bürokratın ya da politikacının kendisine göre fazlası, eksiği ya da gediği olabilir. Bu da son derecede normaldir.

Yapılabilecekleri tespit edebilmek için öncelikle kendi noksanlarımızı iyi bilmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Hemen her konuda devlet versin mantığı dünyadaki gelişim trendine baktığımızda yanlıştır. Bu trende rağmen hayır hep devlet versin diyebiliriz ancak bu söylem bizi ve ülkemizi bir yere götürmez.

Devlet versin maksimum bizi desteklesin. Evet doğru devlet imkanları ölçüsünde üreticileri desteklesin. Peki biz ne yapalım sorusunun cevabı elbette tek değil..

Önce bileceğiz, sonra problemlere tespit edeceğiz sonra problemlere çözüm üreteceğiz ve en sonra da hakkımızı almak için kanuni ölçüler içerisinde mücadele edeceğiz.

Mücadele etmeden kimse üreticiye bir şey vermek istemez..

Biz bu işlere kafa yoran teknik insanlar olarak bütün bu konuları tespit edebilmek ve çözümlerin yol ve yöntemlerini gösterebilmek adına buradayız..

 

Ahmet Nizamettin Güvener
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
Koruma Kontrol eski Genel Müdürü

 

Error: wp-content/uploads/2019/08 dizini oluşturulamıyor. Bir üst dizin sunucu tarafından yazılabilir mi?

Hakkında: Ahmet Nizamettin Güvener

0 cevaplar

Cevapla

Görüşünü bildirmek ister misin?
Yorum yazmaktan çekinme.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir