,

Et ve Süt Keçisi Üretiminin Ön Fizibilitesi

Bu içerik Nazan Koluman tarafından oluşturuldu.
Bu içerik 5.956 kez görüntülendi.
goat-1648334_1920

goat-1648334_1920

Ülkemizde keçi eti üretimine başlamak için, öncelikle pazar koşulları, maliyet hesabı ve tüketici davranışları dikkatle incelenmelidir. Ülkemizde işçilik ve yem girdileri hayvancılık sektörünün en önemli iki sorunundan birisidir. Bu iki kalem işletme girdi analizinde en üst sırlarda yer almaktadır. Buna ek olarak keçi eti konusundaki ön yargı pazarlama konusunda en büyük handikaptır. Keçi eti üretimine yönelik bir işletmecilik tercihen entansif mera koşulları ile birlikte değerlendirilmedir. Keçi tür özelliği olarak, en elverişsiz meraları bile değerlendirebildiği için bu tip meralarda dahi ekonomik ölçekte yetiştiriciliği yapılabilmektedir.

Entansif koşullarda yetiştirilen 100 başlık et ve süt tipi keçi işletmesinin tüm girdilerin eşitlendiği koşullardaki yıllık fizibilitesi

GiderlerEt keçiciliğiSüt keçiciliği
Yem GiderleriAnaç


Oğlak sütten kesim öncesi


Oğlak besi

84.000


9.500


8.170

107.400


8.170


5.580

İşçilik42.000 (1 aile)60.000 (aile+ 1 işçi)
Toplam143.670181.120
Gelirler
Erkek oğlak satışı45.00036.000
Dişi oğlak satışı71.25071.250
Süt satışı086.000
Toplam116.250193.250
Yaklaşık karlılık-27.42012.130

Sürü yenileme oranı 0
-Mortalite %10
-Diğer giderlerin tümü eşit tutulmuştur.
-Süt verimi ülkemiz koşullarına göre 2.5 lt., laktasyon ise etçilerde 180, sütçülerde ise 285 gün olarak hesaplanmıştır. 1 kg. Süt 2 TL dir.
-Oğlak satışı canlı olarak yapılmaktadır. Dişiler damızlık olarak satılmaktadır.Oğlak kemikli et satış fiyatı 25 TL/kg dir.

Tablo incelendiğinde, günümüz koşullarında entansif keçi eti yetiştiriciliğinin henüz karlı olmadığı çok net olarak görülmektedir. Genellikle et üretiminde mera koşularının efektif olarak değerlendirildiği yetiştirme tipleri tercih edilmektedir. Diğer üretim dallarında olduğu gibi keçicilikte de, kaba yem girdisinin minimuma çekilmesi hedeflenmelidir. Dolayısı ile mera koşullarının uygun olmadığı bir yetiştiricilik sisteminde, kar oranları beklendiği düzeyde gerçekleşmemektedir. Buna bağlı olarak ülkemizde mera rehabilitasyonuna yönelik çalışmaların artırılmasına, keçi eti tüketiminin özendirilmesine ve pazarlama kanallarının oluşturulmasına yönelik çalışmaların hız kazanmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Süt keçiciliğinde yeni yöntemlerin geliştirilmesi ve “beyaz oğlak eti” ürününün tanıtılması ile karlılık daha yüksek düzeyde gerçekleşebilecektir.

Keçi Eti Pazarlama Kanallarının Oluşturulması

Türkiye’de keçiler, genellikle marjinal alanlarda bulunan ev halkının hayvansal protein ihtiyacını gidermek üzere yetiştirilmektedir. Bu bölgelerde sıfır girdi ile üretim maliyeti aşağı çekilmekte ve ekstansif yetiştiricilik bu hali ile özellikle düşük gelirli kırsal bölge ailelerinin tek geçim ve hayvansal protein kaynağı olarak bilinmektedir. Düşük fiyatlar ile pazarda yer almaları dezavantaj gibi görünse de, girdi maliyetinin sıfıra yakın olması ve aile iş gücünün yüksek düzeyde değerlendirilmesi gibi özellikleri bu bölgelerde keçi yetiştiriciliği için avantaj haline gelmektedir.

Süt keçiciliğinde verim canlı ağırlık başına değerlendirildiğinde 100 kg canlı ağırlık başına süt verimi, süt sığırcılığındakinden daha yüksektir. Örneğin 650 kg canlı ağırlığa sahip, 30 L. süt veren bir inekte verim % 4.61 iken, 50 kg canlı ağırlığa sahip 3 L. süt verimi olan bir keçide verim % 6 düzeyinde gerçekleşmektedir. Diğer taraftan, keçi sütünün özellikleri nedeniyle satış fiyatının inek sütüne göre 2 kat kadar daha yüksek olduğu, ikizlik oranının yüksek olması gibi özellikleri bakımından değerlendirildiğinde karlı bir üretim kolu olduğu söylenebilir. Ancak süt üretimi oldukça zahmetlidir. Buna ek olarak yüksek süt veren keçiler hassastırlar. Bu nedenle süt keçisi yetiştiriciliğinde başarı teknik ve yönetsel bilgi birikimi ile mümkün olabilmektedir. Doğru tekniklerle üretim yapıldığı zaman kısa süre içinde yatırım maliyetleri karşılanarak kara geçilmektedir. Ancak bu sistemde doğan erkek oğlakların pazarlanması önemli bir sorun yaratmaktadır. Sütçü tip oğlakların besi performansı ve karkas kalitesinin düşük olması nedeni ile yetiştiriciler en azından daha fazla yem yemesin diye bir an önce erkek oğlaklardan kurtulmaya çalışmaktadır. Genellikle, erkek oğlakların %80’i, kar amaçlı değil de işletmelere getirdiği mali yükten kurtulmak üzere pazarda çok düşük fiyatlarla satılmaktadır. Bu rantabilite açısından önemli bir sorundur.

Keçi yetiştiriciliğinde, sütten kesim deprasyonu konusu da oldukça önemlidir. Oğlaklar, bu dönemde oldukça hassas olmaktadır. Burada temel sorun; keçilerin süt veriminin yüksek olması ve oğlakların sütten kesim öncesinde yüksek miktarda süt tüketme imkanına sahip olmaları nedeniyle rumen gelişiminin baskılanıyor olmasıdır. Bu durum, sütten kesim sonrası büyümede oluşan gerilemenin ana nedenidir. Bu nedenle oğlakların sütten kesimden önce beslenme rejimlerinin planlanması ve bu dönemin dikkatli bir şekilde yönetilmesi zorunludur. Kolostrum dönemi tamamlandıktan sonra, oğlakların ilk 1 ay süt emmeleri ve takip eden ayda analarının tek sağıma alınmaları, oğlakların süt tüketimini baskılayarak katı yem tüketimine yönelmelerine neden olur. Bu durum rumen gelişimini teşvik ederek, sütten kesimde ortaya çıkan sütten kesim stresi en düşük seviyeye çekilebilir. Yine sütten kesimden önce süt yerine kaliteli süt ikame yemleri kullanılması, sütten kesime doğru sıvı yemde süt ikame yemi düzeyinin artırılması gibi yöntemlerle oğlakların katı yem tüketimi teşvik edilebilir. Bu şekilde sağlıklı oğlak büyütme yapılabilir. Bu iki yöntemde çevre koşulları ve ani sıcaklık değişimleri çok önemlidir. Etçi tip oğlakların annelerinin sağılmaması önerilmektedir. Sütçü tip oğlaklarda ise işletme tipi, yetiştirme sistemi, sütün pazarlama koşulları gibi konuların dikkate alındığı bir büyütme programı, sütten kesim stresinin önlenmesi açısından önem taşımaktadır. Uygulanacak büyütme sistemine, tüm faktörlerin birlikte ele alınarak karar verilmesi, doğru bir yaklaşım olacaktır.

Bu konuya ilişkin olarak et ve süt tipi oğlakların büyütülmesi pazara sunulmasına yönelik tarafımızdan geliştirilen model aşağıda verilmiştir (Şekil 2).

onerimodel

Şekil 1. Süt ve et tipi oğlakların büyütme ve pazara sunulma dönemlerine ilişkin önerilen model

Bu model çerçevesinde süt tipi işletmelerde elde edilen oğlaklar, 4 farklı dönemde satılabilir. Her aşama için işletme koşulları belirleyicidir. Modelde oğlakların büyütülme koşulları da dikkate alınmıştır. Önerdiğimiz model çerçevesinde, süt tipi oğlakların 16-24 kg. canlı ağırlıkta ve sütten kesilmeden, gerekirse sadece mera koşullarında beslenmesi esasına dayalı olan “Süt oğlağı” ya da “beyaz oğlak eti” konsepti içinde, kesimlerin ilk 3-6 ay içinde gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şekilde ne işletmeye ek bir yem maliyeti getirecek ne de uzun süre beside tutulması ve ergenlik dönemine ulaşması nedeni ile et kalitesinde gerilemeler ortaya çıkacaktır. Ancak bunun için “süt oğlağı” tanıtımı yapılarak pazarlama koşulları iyileştirilmeli ve üretim ekonomik ölçeklere çekilmelidir. Erkek oğlaklar 6 aylık yaşta cinsel olgunluğa ulaşmaktadır. 9 aylık dönemde tam aktif hale geçen koku bezleri, et kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Ayrıca hormonal değişimler yine keçi eti üzerinde olumsuzluk yaratmaktadır. Bu nedenle süt tipi oğlakların, 9 aylık yaştan önce pazara sunulması önerilmektedir. Et kalitesi bakımından ortaya çıkan bu sorunların giderilmesine yönelik olarak, Akdeniz bölgesinde erkek oğlaklar kastre edilmekte ve 1 yaşında “erkeç” tabir edilen yaşında erkekler satışa sunulmaktadır. Bu da bir yöntemdir. Ancak AB uyum sürecinde “hayvan refahı” konusundaki düzenleme ve kısıtlamalar bir handikap olacaktır.

Keçi eti ülkemiz koşullarında sadece bölgesel pazarlarda değerlendirilmektedir. Bazı bölgelerde, geleneksel “oğlak çevirme, kuyu tandırı veya oğlak dolması” gibi özel yemek çeşitleri, oğlak eti tüketimi açısından önemli bazı ipuçları vermektedir. Oğlak eti, kendine has pişirme yöntemleri olan bir et çeşididir ve diğer kırmızı etlerin pişirilmesinden farklı yöntemler kullanılması gerekmektedir. Keçi etinin pişirilme teknikleri ve yemek tarifleri bilimsel araştırmalara konu olmuştur. Türk mutfağına yönelik bilimsel çalışmaların da başlatılması, keçi eti tüketimi konusunda bazı önemli veriler elde edilmesini sağlayacaktır.

Ülkemizde kişi başı yıllık 12,7 kg kırmızı et tüketildiği görülmektedir. Toplam küçükbaş et üretimi 126 bin ton olup, ihracat miktarı 1350 ton olarak gerçekleşmiştir. Kişi başına küçükbaş et tüketimi ise 1,6 kg’dır (Ref.: www.tepge.gov.tr, Er. Tar. 26.12.2015). Bunun büyük bölümünü kuzu ve koyun eti oluşturmaktadır. Ancak yerli ırkların yoğunlukla kullanıldığı küçükbaş hayvancılıktaki et üretimi, hayvan başı verimlilik oranının düşük olması, yemlerdeki fiyat istikrarsızlığı ve kalite düşüklüğü, hayvan sağlığı ve refahı konusunda sıkça ortaya çıkan sorunların giderilememesi nedeni ile istenilen rantabiliteye ulaşamamıştır. Bu konuda önemli bir gelişme son yıllarda hayvancılık sektörüne yapılan desteklerin önemli ölçüde artış göstermesidir. Hayvancılık desteklerinin 2000 yılında toplam destekler içinde aldığı pay %0,5 iken, 2013 yılında %30 seviyesine yükselmiştir (Ref.: www.tepge.gov.tr, Er. Tar. 26.12.2015). Günümüzde AB’de koyun-keçi yetiştiriciliği iç pazarı koruma ve dış satımı özendirme dışında, doğrudan ödemeler şeklinde desteklenmektedir. Bu ödemeler, anaç koyun-keçi ile kuzu-oğlak primleri ve tamamlayıcı primlerden oluşmaktadır. Buna ek olarak, küçükbaş hayvancılıkta örgütlenme de gelişme göstermiş ve tüm destekler, bu birlikler aracılığı ile ödenmeye başlanmıştır. Ancak son dönemlerde yaygın olarak gerçekleştirilen destek ve kredi olanakları ile küçükbaş hayvancılık yapısı değişmiş, besicilik artık büyük işletmecilerin ve sanayicilerin eline geçmiştir. Yani aslında değer üretmeyen ve sistem açıklarından yararlanan kişilerin mevcut olması hem tüketicinin pahalı et almasına hem de emektar yetiştiricinin yeteri kadar kazanamamasına neden olmaktadır.

Örgütlenme konusundaki gelişme küçükbaş hayvancılık faaliyetlerinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Tüm bu gelişmeler, küçükbaş hayvancılık sektöründe pazarlama kanallarının geliştirilmesi açısından önemli atılımlar olarak değerlendirilebilir.

Keçi etinin pazarlanmasına yönelik model bir çalışma Şekil 2’de verilmiştir.

pazarlama-kanallari

Şekil 2. Türkiye için önerilen pazarlama kanalları

Türkiye’de keçi eti pazarlama kanalları ekstansif üretimin yaygın olduğu yerel pazarlar ile entansif keçi eti üreten işletmelere yönelik ulusal pazarlar şeklinde iki ayrı seviyede değerlendirilebilir. Keçicilik sektöründe özellikle kırsal alanda yetiştiricilik yapan yetiştiricilerin pazarlama kanallarının güçlendirilmesi sosyo-ekonomik önem taşımaktadır. Bu seviyede üretilen ürünler ulusal pazarlarda da yöresel ya da ekolojik ürün olarak yer alabilir. Bu konuda özellikle canlı hayvan olduğu kadar kesim sonrası elde edilen karkasların çiftlik-ulusal pazar arasındaki soğuk zincir koşullarının iyileştirilmesi ve aracı tabir edilen tüccarların bu sektörden uzaklaştırılmasına yönelik yaptırımların hayata geçirmesi önem arz etmektedir. Yetiştirici çepiçi canlı olarak 6-8 TL/kg olarak satmakta, hatta bazen satamamaktadır. Aracılar tarafından çok düşük fiyatlarla alınan canlı hayvanlar kesildikten sonra 15-16 TL/Kg’a küçükbaş hayvan karkaslarını pazarlamaktadır.

Entansif keçi eti üreten işletmelerin kendi “et ürünleri” konusunda modern işleme teknikleri kullanılarak markalaşma yoluna gitmeleri özendirilmelidir. Bu konuda girişimci ruhu ile önder olan işletme sayısı azda olsa mevcuttur. Entansif işletmelerin keçi eti pazarına girerken karşısına çıkacak iki önemli sorundan birisi keçi eti konusundaki tüketici önyargısı, diğeri ise keçi etinin besleyici değeri ve doğru pişirme teknikleri açısından yeterli bilgilendirmenin olmamasıdır. Keçi etinin kendine has bir pişirilme tekniği vardır. Bu nedenle keçi eti mutfağı diğer kırmızı etlerden farklı şekilde tanıtılmalıdır. Keçi eti çok değerli ve sağlıklı bir et olmasına rağmen, yanlış dönemde kesilen ve yanlış pişirilen etlerin tüketilmesi sonucunda bu türe karşı bir önyargı, bir direnç oluşmuştur. Keçi etinin, en düşük kaloriye sahip görülen tavuk etinden bile daha düşük kalorisi olduğu bilinmektedir. Obeziteyle mücadele ulusal programlarımızın daha başarılı olması ancak proteinin ve özellikle kırmızı etin tüketici ile buluşmasının sağlanması ile daha kolay olacaktır. Bu açıdan keçi eti oldukça önemli bir kırmızı et kaynağı olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca koyun ve keçi etinin bölgesel tüketimdeki yeri, bazı coğrafi etiketli hayvansal ürünlerin üretimindeki yer göz ardı edilmemelidir. Buna bağlı olarak keçi ve koyun etinin kendine has özellikle dikkate alınarak yetiştirilmesi, pazarlanması, örgütlenmesi ve tüketilmesi konusunda bağımsız “ülkesel değil”, “bölgesel” stratejilerin belirlenmesi yerinde olacaktır.

Bu bölümde vurgulanması gerekli olan başka bir konu özellikle oğlakların pazara sunulması sırasında transfer maliyetinin oldukça yüksek olmasıdır. Zaten düşük fiyatta pazarlanan oğlak satışından elde edilne gelirin büyük bir bölümü taşıyıcı firmalara verilmektedir. Bunun için taşıma konusunda keçi yetiştiriciliği yapan işletmelere destek verilmesi önem taşımaktadır.

Error: wp-content/uploads/2019/12 dizini oluşturulamıyor. Bir üst dizin sunucu tarafından yazılabilir mi?

Hakkında: Nazan Koluman

Prof. Dr. Nazan Koluman Scientific Secretary of 12th International Goat Conference IGA Board Member Dept.of Animal Sci. Faculty of Agriculture Cukurova Univ.
1 cevap

Cevapla

Görüşünü bildirmek ister misin?
Yorum yazmaktan çekinme.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir