, ,

Sağlıklı yaşamın mucizevi besini Bal

Bu içerik Erol Kocatepe tarafından oluşturuldu.

queen-cup-337695_1920

Bal elde edildiği bitki türünün Şifa veren ozelliklerini içeriğinde bulundurması, doğal antibiyotik olması, antioksidan özellikleri ile Binlerce yıl şifa kaynağı ve gıda olarak kullanılmıştır. Devamını Oku

Ülkemizde Arıcılık Tehdit Altında

Bu içerik Erol Kocatepe tarafından oluşturuldu.

aricilik

Arılar binlerce yıldır insanlar tarafından bakım besleme ilaçlama gibi etkenlere bağlı kalmadan doğal yollar ile günümüze ulaşmış iken günümüzde Arılar ticari amaçla kullanılmaya başlandığı andan itibaren, arıcılık bilgisi artmış olmasına rağmen arıları hayatta tutmakta zorlanır hale geldik. Peki neden?
Ülkemizde aile geçimini sağlayan 57.847 (TAB, 2015) Üye, 7 milyonu aşan Arılı Kovan varlığı, 103 bin ton bal üretimi ile Dünyada hem arı, hem de bal üretimiyle ikinci sıradayız.
2003 yılından sonra arıcılık hızlı bir gelişim göstererek dünya sıralamasında yukarı doğru bir ivme kazanarak Çin’den sonra ikinci sıraya yerleşti. Ülkemizde yaşanan bu gelişme tüm dünyanın gözünü ülkemize doğru çevirmesine ve tehditlerin artmasına sebep oldu.

Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir haber ülkemiz  arıcılığı nın nasıl bir tehdit altında olduğunu bir kez daha göz önüne serdi.
Slovakya’dan İstanbul’a kargo ile özel bir kutu içerisinde 50 kraliçe katil arı gönderildi. Tarım Müdürlüğü’nde incelemeye alınırken uzmanlar arıların yayılmacı ve taşıdıkları virüslerle Türkiye’nin arı türlerini yok edebileceği belirtildi. Bu zararlı arı türü ülkemize gönderilip de yakalananlardan sadece bir tanesi Acaba başka yok muydu.
Bu haber son yıllarda ülkemizde arıcılık konusundaki olumsuz yaşanan gelişmeler konusunda şüphelerimin haklı çıkmasına sebep oldu. Yine hatırlayacaksınız geçmiş yıllarda Amerika’da ”Arılar kayboluyor” haberi basında sıkça yer almıştı bu haberlerin çıktığı yıllarda henüz ülkemizde yüksek oranda arı kaybı haberleri duyulmuyordu, ilk olarak 2013 yılında yaban arılarının saldırısıyla bal arısı kovanlarının bir bir boşalmasına ve %50’nin üzerinde kovan kaybına bizzat şahit oldum. Çocukluğumdan beri yaşadığım köy ortamında ve 20 yılı aşkın arıcılık Hayatımda ilk defa gördüğüm Bir yaban arısı türü bal arısı kovanlarına saldırıyordu, Bu durum karşısında ne yapacağımı bilemedim aldığım tedbirler fayda etmemişti ve gözümün önünde kovanlar bir bir boşaldı, bir anlam verememiştim. Çevremizde yaban arıları her zaman mevcut idi Ancak böyle bir saldırı hiçbir zaman olmamıştı. Yine bu yıl kestane balı sezonu ardından arıların yumurta atmıyarak adeta intihar ettiği haberini birçok arıcıdan duydum arı popülasyonunu gitgide azaltarak ve nihayetinde Ekim ayına geldiğimizde kovandaki arıların tamamen bitmesini üzülerek gözlemledim. Oysaki arı kovanı içerisinde nektar ve polen stoklarında bir noksanlık yok, bildiğimiz Arı hastalıkları yok, varroa mücadelesi yapılmış ise Bu olumsuz gelişmelerin oluşmaması gerekmektedir.
Bir başka tehdit de 2013 yılında farkına vardığımız bir zararlı türü; Bal elde ettiğiniz kestane ağaçlarının filizleri ne Larva bırakarak kestane ağaçlarının kurumasına sebep olan, yılda uçarak 50 kilometrelik Yayılımcılık gösteren ”gal arısı”dır.
Bu zararlı türün anavatanı Çin’dır. Ülkemize nasıl geldiği bilinmemektedir.
Diğer bir tehdit de bir zamanlar ülkemizde olmayan ”Varoa”dır, Yurt dışından getirtilen arılar ile ulkemize sokulmuş ve hızla yayılmıştır, bir zamanlar ihbarı zorunlu olan varroa tüm ülkeyi sarmış ilaçlı mücadele yeterli olmamış ve arıcıların baş belası durumuna gelmiştir. İlaç firmalarının ticari kaynağı olmuştur. Bununla paralel gelişen yavru çürüklüğü hastalıkları hızla yayılmış oldukça çok sayıda Arıcı dan yavru çürüklüğü şikayeti duyulmaya başlanmıştır. Üstelik tedavisinde kullanılabilecek antibiyotiklerin yasak olması arıcıların bu hastalıkla nasıl mücadele edeceği konusunda çıkmaza girdigi çaresiz kaldığı ayrı bir gerçektir.
Bütün bunları alt alta koyduğumuzda ülkemizin nasıl bir tehdit altında olduğu açıkça gözler önüne serilmektedir.
Dünyadaki Arı ırklarının en fazla olduğu ülke Türkiye olmasına rağmen ırk ıslah çalışmalarının Tamamlanmamış olması arıcıların daha verimli ırk arayışı ile ülkemize yurt dışından Kaçak yollarla ana arı sokmaya çalışması bu tehditleri daha da arttırmaktadır.
Einstein’ın sözünü bir kez daha hatırlatmak istiyorum Arılar yok olursa İnsanlık da 4 yıl sonra yok olur.