Buzağı Ölümleri

Bu içerik admin tarafından oluşturuldu.
Bu içerik 4.898 kez görüntülendi.
2ab168149401bd3b1c574bee8fbc3af61

Buzağı Ölümleri Nasıl Engellenir?

Buzağı ölümleri hayvancılık ekonomisi açısından çok önemli bir yer tutmaktadır. Aslında gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere en önemli problemlerden birisi olarak karşımızda durmaktadır. Neonatal dönem dediğimiz doğumdan sonraki ilk dört haftalık süreç çok önemlidir. Bu dönemin kontrolünün çok iyi yapılması gerekmektedir. Buzağı ölümleri ülkemizde özellikle aile tipi küçük işletmelerde büyük bir sorun şeklinde görülmektedir. Modern işletmelerde ise bu sorun biraz daha düşüktür. Bilimsel ve ekonomik açıdan bakıldığında buzağı ölümlerinin %5’den düşük olması bir işletme için normal kabul edilebilir. Ancak Türkiye’de buzağı ölümleri %15 düzeyinde görülmektedir. Bu oran diğer gelişmiş ülkelere göre çok yüksektir. Ülkemizde sağılan inek sayısı 5.431,714’dır (2016 TÜİK verileri). Bu ineklerden yaklaşık olarak 4 milyon 800 bin buzağı elde edileceği ve buzağıların %15’nin öldüğü düşünülürse bu sayı yaklaşık 700 bin civarındadır. Yani son derece vahim bir rakamdır. Öyle ise bu durumun önüne geçmek en önemli hedef olarak karşımızda durmaktadır.

Buzağı ölümlerinin nedenleri şunlardır;

Doğum öncesi dönemde annenin kötü beslenmesi, vücut kondüsyon skorunun kötü olması, uygun olmayan bakım şartları, kuru dönemde aşılama programlarının uygulanmamasıdır.

Annenin düve veya inek olması; bu durum önemlidir, çünkü düvelerde güç doğum oranı ineklere göre çok daha yüksektir. Dolayısıyla düve buzağılarındaki ölüm oranı da yüksektir.

Güç doğumlar, doğuma erken müdahale, uzman olmayan kişilerin doğuma müdahalesi, uygun olmayan doğum yaptırma şekilleridir.

Yeterli ve kaliteli kolostrumun (ağız sütü) içirilmemesi:

Göbek kordonunun doğumdan sonra dezenfeksiyonun yapılmaması:

İneklerde gebelik sırasında immunoglobulinler (hastalıklara karşı buzağıyı koruyan proteinler), ineklerin plasenta yapısından dolayı buzağıya geçemez veya çok az miktarda

geçer. Bu nedenle yeni doğan buzağılar steril bir ortam olan rahimden dış ortama çıktıklarında her türlü mikroorganizmaya karşı savunmasız haldedirler. Buzağıları doğumdan hemen sonra koruyacak tek besin maddesi kolostrumdur. Kolostrum içerisinde hastalıklara karşı koruyucu olarak bulunan maddeler, buzağının beslenmesi, mekonyumun atılması ve vücut sıcaklığının ayarlanması açısından son derece önemlidir. Kolostrumun piyasa şartlarında herhangi bir benzeri veya muadili yoktur. Bu nedenle kolostrumun vücut ağırlığının %10’u olacak şekilde ilk 2 saat içerisinde yarısı daha sonra ise diğer yarısının içirilmesi gerekir. Bazı durumlarda kolostrumun saklanması önemli bir konudur. Kolostrum bir gün süre ile oda ısısında, bir hafta buzdolabında, bir yıl süre ile ise derin dondurucuda saklanabilir. Bu şunun için önemlidir. Eğer anne hayvan ölmüş veya hastalık durumu söz konusu ise daha önceden saklanmış olan bu kolostrumlar yeni doğan buzağılar için kullanılabilmektedir.

Buzağı ishalleri

Solunum sistemi hastalıkları

Kötü hijyen şartları, altlık yönetimi

Barınaklarda havalandırmanın kötü olması

Stres, nem ve hava cereyanı

İşletmede kedi, köpek, tavuk, kuş, fare, sinek ve böcek gibi canlılar bulunması

Buzağıların diğer hayvanlarla aynı ortamda bulundurulması, buzağı kulübelerinin sadece bir buzağı için olması gerekir.

Buzağıların vücut sıcaklık dengesinin korunmaması

Buzağılarla ilgilenen kişilerin seçimindeki yanlışlık

Peki buzağı ölümlerinin önüne geçmek için ne yapmamız gerekiyor?

Buzağılar doğumdan hemen sonra bol altlık bulunan bir yerde (doğumhane) annesinin önüne konulmalıdır. Anne hayvan ıslak olan buzağıyı yalayarak hem dolaşım ve solunum sistemini uyarır hem de kurulayarak vücut sıcaklığının düzenlenmesine yardımcı olur. Eğer anne buzağı ile ilgilenmiyorsa kuru ot veya bir bez ile buzağı kurulanmalıdır.

Buzağının solunumu kontrol edilmelidir. Ağız ve burun boşluğunda biriken sıvı ve yavru zarları uzaklaştırılmalıdır. Solunumu uyarmak için burun boşluğuna kuru ot, saman, iğne gibi maddeler dokundurulmalı ve başına soğuk su dökülmelidir. Ağız ve burun boşluğundaki sıvıların boşaltılması için uzun süre olmamak koşulu ile arka ayaklarından tutularak kafa baş aşağı gelecek şekilde sallanmalıdır.

Göbek kordonu iyotlu solüsyonlarla (batikon, betadin vs.) günde 3 defa 2 gün süreyle dezenfekte edilmelidir.

Buzağılara kolostrum toplam canlı ağırlığın %12’i oranında verilmelidir. Doğumdan sonraki ilk 1 saat içerisinde buzağı canlı ağırlığının %5’i oranında kolostrum (ağız sütü) verilmelidir. Aynı gün içerisinde 4 saat sonra tekrar %5 oranında kolostrum içirilmelidir. Sonraki 4 saatte ise 1 litre kolostrum içirilmelidir. Örneğin 40 kg canlı ağırlığındaki bir buzağıya 2+2+1 şeklinde toplam 5 litre kolostrum içirilmelidir. Doğumdan sonraki ilk 2 gün 3 kez, daha sonraki günlerde ise 2 kez kolostrum içirilmelidir.

Buzağılar doğumdan birkaç saat sonra annesinden ayrılarak havadar, temiz ve stressiz bir ortamda bol altlıklı buzağı kulübelerine konulmalıdır.

Enfeksiyon etkenlerine karşı koruyucu amaçla aşılama programlarına uyulmalıdır.

Büyük işletmelerde buzağılardan sorumlu insanların kadın olmasının daha faydalı olacağını düşünüyorum.

Tüm üreticilerimize sağlıklı buzağı yetiştirmek dileğiyle.

Prof. Dr. Cihan KAÇAR

Kafkas Üniversitesi, Veteriner Fakültesi

Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı, Kars

0 cevaplar

Cevapla

Görüşünü bildirmek ister misin?
Yorum yazmaktan çekinme.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir