Ulusal Süt Konseyi ardı ardına iki kere zam yaptı. SÜT 1,40 oldu mu?

Bu içerik admin tarafından oluşturuldu.

Sanayicinin ve Çiftçilerin bir araya gelip USK (Ulusal Süt Konseyi) hakemliğinde yapılan pazarlık sonucu fiyat 1,40 TL oldu.

Biz süt çiftçilerini yakından ilgilendiren bu toplantının sürecini ve çıkan kararın ne olduğu konusunda sizleri aydınlatmak istiyorum. Yaklaşık son 5 senedir ben bu toplantılara iştirak ediyorum. Toplantıların genel geçmişini biraz anlamanızda fayda var.

Temel sıkıntı “hangi sütü konuşuyoruz?” sorusu. Bu soru yıllardır bu toplantılarda hem sanayici hem de üretici tarafından dile getiriliyor.

Sanayicinin argümanı sütün yağ, protein, bakteri, somatik hücre gibi kalite kriterlerinin belirlenmesi ve fiyatın buna endekslenmesi gereksinimi doğrultusunda.

Bence çok haklılar. 1litre süt kaç gram tereyağı yaptırıyor veya kaç gram beyaz peynir oluşumuna izin veriyor önemli. Nihayetinde mamule çevirip sattıkları için bu önemli. Bizim içinde önemli. Kaliteli süt ile kalitesi düşük sütün farklı ederi ve gideri var. Düşük bakteri için dezenfektan, düşük somatik hücre sayısı için ilaç ve bakım, yüksek kuru madde için yem giderleri artıyor. Buna rağmen herkese aynı fiyat verilmesi ticari mantığa ters.

Üreticinin argümanı, çiftlik teslimi, sıcak mı soğutulmuş süt mü, toplayıcı komisyonları, birlik ve kooperatif (soğutma, depolama) masrafları konuşulan fiyatın üzerine mi eklenecek bu fiyatın içinde mi olacak.

Yıllardır bunun kavgasını veriyoruz. Aslında çok yalın ve yönetilmesi mümkün konular olmasına rağmen halen bir sonuca varılamadı. Son yapılan toplantı yine bunun bir örneğidir.

Şimdi size sıkıntının asıl temel sebebi ve neden çözüm bulunamadığını açıklamak istiyorum.

Her toplantı yaklaşık aynı formatta yapılıyor. Devlet temsilcisi, fabrikatörlerin satın alma müdürleri, biz üreticiler ve sözüm ona akademiyi temsil eden bir kişi başlıyoruz konuşmaya. Toplantıda önce hep üretici konuşturulur. Bunun sebebi çok basit. Biz üreticiler bir türlü yıllardır birlik olamadığımız için herkes gönlünden geçen fiyatı açıklar. Burada bazı örgüt liderleri zam ister, bazısı fiyat burada kalsın der. Aslında dert tekdir, üyelerini kontrol altında tutmayı başarmak. Bir çoğunun ineği yok bu adamların ama söz hakkı var. Argüman genelde “Bana çok baskı var, ben üyelerime ne derim?”

Hâlbuki adamın geçim kaynağı süt olsa, yani dertli olsa, haykıracak, ama farkında bile değil durumun. Sadece üyeleri bağırınca farkına varıyorlar.

Bu bizi ikinci konuya getiriyor. Sadece üyeler bağırınca toplantıda sıkı pazarlık yapılıyor. Aksi halde “piyasa koşulları artışa izin vermiyor” diyor sanayici ve fiyat değişmiyor. Bildiğiniz üzere 3 sene boyunca fiyat değişmedi.

Bu, bir sonraki problemi ortaya çıkartıyor. Toplantı olunca artık bıçak kemiğe dayanmış oluyor ve her ne pahasına olursa olsun fiyatı arttırmak adına her şey yapılıyor ve tek odak noktası fiyat oluyor. Kalite, teslimat adresi, soğuk sıcak süt hiç konuşulmuyor ve üretici temsilcisi her koşulu kabul etmeye daha meyilli oluyor.

Son 2 toplantı yine bu formatta oldu. Ben üretici olarak sürekli kavga içindeyim. Anlatıyorum, matematik, memleket meseleleri, stratejiler ama nafile. Çıkıyor bir sanayici temsilcisi, taktığın gözlük kaç para, bindiğin araba kaç para gibi konuyu dağıtıyorlar.

Sanayici tarafı için konuyu dağıtmak başarı anlamına geliyor. Birkaç toplantı önce benim primlerimi düşürdüler. Bu toplantıdan bir öncekinde herkesin ortasında sütümü almamak ile tehdit ettiler Son toplantı öncesinde fiyat 1,4 olursa kalite primlerini veremeye biliriz dediler.

Sonuç? 5 saat sonunda Hayvancılık genel müdürü odaya girdi, daha oturmadan hayırlı olsun 1,4 yeni fiyat dedi, çay içti ve çıktı. Sordum neden 1,425 değil diye. Bakan bey böyle istiyor dedi. Madem öyle ne diye oraya toplanıyoruz? Ne diye 5 saat soluk almadan mücadele veriyoruz. Bakan bey açıkladı üzüm fiyatını, fındık fiyatını. Madem açıklasaydı süt fiyatını bende primlerimden olmazdım.

Toplantının en sonunda yaklaşık 20 saniye içinde bu fiyatı fabrika teslimi olarak bakanlık yetkilisi açıkladı. Ne anlama geldiğini bilmeden, yıllardır verdiğimiz tüm mücadeleleri aldı resmen çöpe attı.

İşin en acı tarafında ne biliyor musunuz? Bunlar iyi niyet ile yapılıyor. Samimi olarak iyi bir şey yaptık fiyatı 1,4 yaptık diye düşünüyorlar.

Son olarak bir benzetme yapmak istiyorum. Uzay mekiğin içinde pilot astronot uzay boşluğuna sürüklenmiş. Yerine araştırma yapmak üzere uzaya gitmiş olan bir araştırmacı doktor seçilmiş. Şimdi tüm düğmelere basarak ne işe yaradığını öğrenmeye çalışıyor. Başarılı olursa hayatta kalacak ama dünyaya salimen dönme ihtimali bir hayli düşük.

 

Saygılarımla,

Sencer Solakoğlu