Türk mühendis iki ortağın sığır çiftliği Avrupa’yı hayrete düşürdü

Bu içerik admin tarafından oluşturuldu.

ODTÜ’lü makine mühendisi iki ortağın hayvancılıktaki başarısı Avrupalı üreticileri hayrete düşürüyor. 180 dönüm arazi üzerinde tamamen kendi projeleriyle hayata geçirdikleri ve ‘hastalıktan ari’ ünvanı aldıkları simental sığır çiftliklerinde günde 15 ton süt üreten mühendis ortaklar, 370 günde bir buza elde etme takvimi ile de Avrupalı rakiplerini hayrete düşürüyor.

941 tarım havzasının ürün listeleri yayınlandı

Bu içerik admin tarafından oluşturuldu.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından çalışmaları yürütülen “Türkiye Milli Tarım Destekleme Modeli” kapsamındaki havza/ilçe bazında desteklenecek ürünlerin dağılımı belirlendi.

Devamını Oku

Çiftçilere 640 milyon TL’lik destek yarın ödeniyor

Bu içerik admin tarafından oluşturuldu.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin aşağıdaki açıklamayı yaptı:

“2016 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında yarın itibariyle üreticilerimize toplam 639,5 milyon TL’lik ödeme yapılacak.”

Devamını Oku

Türkiye-İran 1. Tarım İş Forumu ve Tarım Yürütme Komitesi Toplantısı yapıldı

Bu içerik admin tarafından oluşturuldu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, İran ve Türkiye’nin rekabetle küçülmek yerine iş birliğiyle büyümeyi tercih ettiğini belirterek, “160 milyonluk toplam nüfusa ve 100 milyar doları aşkın tarımsal hasılaya sahip iki ülkenin iş birliğiyle oluşturacağı sinerji, bölgenin huzur ve barışı için son derece önemlidir.” dedi.

Devamını Oku

Tarımda gübre masaya yatırıldı

Bu içerik admin tarafından oluşturuldu.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, gübre sektörü temsilcileri ve akademisyenlerle bir araya gelerek tarımda organik ve kimyasal gübre kullanımı konusunu değerlendirdi.

Devamını Oku

İRAN İLE OLAN TİCARET HACMİMİZİ 30 MİLYAR DOLARA TAŞIYACAĞIZ

Bu içerik admin tarafından oluşturuldu.

26Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, İran ile 10 milyar dolarlık ticaret hacmini 30 milyar dolara taşımak noktasında tarım sektörü olarak iş birliği yapma kararı aldıklarını belirterek, “Tali konularla uğraşıp ihtilafları körükleyenlere malzeme olunacağına, birlikte bu potansiyeli nasıl geliştireceğimize odaklanmalıyız.” dedi.

Devamını Oku

Ülkemizde Arıcılık Tehdit Altında

Bu içerik Erol Kocatepe tarafından oluşturuldu.

aricilik

Arılar binlerce yıldır insanlar tarafından bakım besleme ilaçlama gibi etkenlere bağlı kalmadan doğal yollar ile günümüze ulaşmış iken günümüzde Arılar ticari amaçla kullanılmaya başlandığı andan itibaren, arıcılık bilgisi artmış olmasına rağmen arıları hayatta tutmakta zorlanır hale geldik. Peki neden?
Ülkemizde aile geçimini sağlayan 57.847 (TAB, 2015) Üye, 7 milyonu aşan Arılı Kovan varlığı, 103 bin ton bal üretimi ile Dünyada hem arı, hem de bal üretimiyle ikinci sıradayız.
2003 yılından sonra arıcılık hızlı bir gelişim göstererek dünya sıralamasında yukarı doğru bir ivme kazanarak Çin’den sonra ikinci sıraya yerleşti. Ülkemizde yaşanan bu gelişme tüm dünyanın gözünü ülkemize doğru çevirmesine ve tehditlerin artmasına sebep oldu.

Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir haber ülkemiz  arıcılığı nın nasıl bir tehdit altında olduğunu bir kez daha göz önüne serdi.
Slovakya’dan İstanbul’a kargo ile özel bir kutu içerisinde 50 kraliçe katil arı gönderildi. Tarım Müdürlüğü’nde incelemeye alınırken uzmanlar arıların yayılmacı ve taşıdıkları virüslerle Türkiye’nin arı türlerini yok edebileceği belirtildi. Bu zararlı arı türü ülkemize gönderilip de yakalananlardan sadece bir tanesi Acaba başka yok muydu.
Bu haber son yıllarda ülkemizde arıcılık konusundaki olumsuz yaşanan gelişmeler konusunda şüphelerimin haklı çıkmasına sebep oldu. Yine hatırlayacaksınız geçmiş yıllarda Amerika’da ”Arılar kayboluyor” haberi basında sıkça yer almıştı bu haberlerin çıktığı yıllarda henüz ülkemizde yüksek oranda arı kaybı haberleri duyulmuyordu, ilk olarak 2013 yılında yaban arılarının saldırısıyla bal arısı kovanlarının bir bir boşalmasına ve %50’nin üzerinde kovan kaybına bizzat şahit oldum. Çocukluğumdan beri yaşadığım köy ortamında ve 20 yılı aşkın arıcılık Hayatımda ilk defa gördüğüm Bir yaban arısı türü bal arısı kovanlarına saldırıyordu, Bu durum karşısında ne yapacağımı bilemedim aldığım tedbirler fayda etmemişti ve gözümün önünde kovanlar bir bir boşaldı, bir anlam verememiştim. Çevremizde yaban arıları her zaman mevcut idi Ancak böyle bir saldırı hiçbir zaman olmamıştı. Yine bu yıl kestane balı sezonu ardından arıların yumurta atmıyarak adeta intihar ettiği haberini birçok arıcıdan duydum arı popülasyonunu gitgide azaltarak ve nihayetinde Ekim ayına geldiğimizde kovandaki arıların tamamen bitmesini üzülerek gözlemledim. Oysaki arı kovanı içerisinde nektar ve polen stoklarında bir noksanlık yok, bildiğimiz Arı hastalıkları yok, varroa mücadelesi yapılmış ise Bu olumsuz gelişmelerin oluşmaması gerekmektedir.
Bir başka tehdit de 2013 yılında farkına vardığımız bir zararlı türü; Bal elde ettiğiniz kestane ağaçlarının filizleri ne Larva bırakarak kestane ağaçlarının kurumasına sebep olan, yılda uçarak 50 kilometrelik Yayılımcılık gösteren ”gal arısı”dır.
Bu zararlı türün anavatanı Çin’dır. Ülkemize nasıl geldiği bilinmemektedir.
Diğer bir tehdit de bir zamanlar ülkemizde olmayan ”Varoa”dır, Yurt dışından getirtilen arılar ile ulkemize sokulmuş ve hızla yayılmıştır, bir zamanlar ihbarı zorunlu olan varroa tüm ülkeyi sarmış ilaçlı mücadele yeterli olmamış ve arıcıların baş belası durumuna gelmiştir. İlaç firmalarının ticari kaynağı olmuştur. Bununla paralel gelişen yavru çürüklüğü hastalıkları hızla yayılmış oldukça çok sayıda Arıcı dan yavru çürüklüğü şikayeti duyulmaya başlanmıştır. Üstelik tedavisinde kullanılabilecek antibiyotiklerin yasak olması arıcıların bu hastalıkla nasıl mücadele edeceği konusunda çıkmaza girdigi çaresiz kaldığı ayrı bir gerçektir.
Bütün bunları alt alta koyduğumuzda ülkemizin nasıl bir tehdit altında olduğu açıkça gözler önüne serilmektedir.
Dünyadaki Arı ırklarının en fazla olduğu ülke Türkiye olmasına rağmen ırk ıslah çalışmalarının Tamamlanmamış olması arıcıların daha verimli ırk arayışı ile ülkemize yurt dışından Kaçak yollarla ana arı sokmaya çalışması bu tehditleri daha da arttırmaktadır.
Einstein’ın sözünü bir kez daha hatırlatmak istiyorum Arılar yok olursa İnsanlık da 4 yıl sonra yok olur.